dumbledore fantastic beasts

"Fantastic Beasts And Where to Find Them" Nasıldı?

15:44


Herkese merhaba!

 Bugün bloga yazı yazarken yine aklıma Harry Potter serisinin bittiği geldi ve yine çok hüzünlendim. O nedenle bu eksikliği bir nebze de olsa kapatacak bir seriye başlayan J.K. Rowling'in Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar'ını yazmaya karar verdim.



Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu bir Potter hikayesi değil o nedenle izlemeyen varsa beklentisini bu yöne çeksin. Ayrıca yazıya başlamadan belirteyim, az da olsa Spoiler içerecek. İzlemeyenler buradan dönebilir. Ama o az spoiler bana bir şey yapmaz heyecan yaratır diyenler devam. Yine de 'az'ınızı tanımlayın önce kafanızda. Benimki biraz fazla olabilir.

Fantastik Canavarları ilk vizyona girdiği haftada izlemiştim. Aslında yazmak gibi bir niyetim de yoktu ama bugün Harry Potter yadı sonrası ve blogun da yenilenişi şerefine ilk yazıyı (çelkiliş saymayın) böyle güzel işlerin başlangıcı bir serinin ilk filmine vermek benim için çok güzel ve heyecan verici.

Film 2001 yılında  J.K.Rowling tarafından takma ad kullanılarak yazılmış bir kitap. Takma ad bildiğiniz üzere Newt Scamander. Harry Potter Felsefe Taşı'yla başlayan Ölüm Yadigarları'yla biten bu efsanenin ilk Filmi olan Felsefe Taşı'nın çıktığı sene yazılmış bir kitap. Kitaptan yıllar sonra senaryo şeklinde kitap da yayınlandı ve sonunda film. 

Filme ilk girdiğimde çok heyecanlıydım. Çünkü son J.K.Rowling serisi bittiğinde sinemadan çıkmadan ağlayacak duruma gelmiştim. Bitmesin diye, ben ölene kadar çeksinler diye etrafımdakileri darlıyordum. Tabi yıllar geçti umutlar köreldi derken karşımıza Fantastik Beasts'in film olacağı haberi geldi. Off o ne güzel duygu anlatamam. Fanatikler bilir ama ne demek istediğimi. 
İlk elime aldığımda sabaha kadar uyumayıp Felsefe Taşını o gece bitirdiğim gün daha dün gibi aklımda. Duygulanıyor insan. Yemeyip içmeyip tüm kitaplarını alıp üniversiteye gittiğimde kardeşimin o kitapları 3-5 liraya sahafa sattığını öğrenince kalpten gidecektim. Hem de ilk baskılardı. Neyse kalan sağlar bizimdir derken, onları da alan iki arkadaşım getirmemişti. Şuan elimde hiç kitap yok. Yakında Kitap Yurdu'nda seri şeklinde satılan Harry Potter efsanesini kitaplığına tekrar kazandıracağım. Neyse okuyanlar hadi filme geç diyodur bile. Tamam iki dakika duygusallaştık. Göz yaşlarımı silip geliyorum.

Geldim. Filme girdiğimde çok mutluydum ama nedense müthiş bir beklentiye kapılmamıştım. Belki de Harry Potter hikayesi olmadığı içindir ama yine de güzel bir şeyler çıkacağını biliyordum. 
Filmin esas çocuğu Newt Scamander adında bir bitkibilimci ve büyüzoologdur. Newt, filmde İngiltere'den Amerika'ya gelen ve burada bazı büyü işlerini halletmeye çalışırken maceralar yaşayıp o sırada da Amerika'nın büyücülerinin nasıl yaşadığını gören biridir. Newt'ın geçmişi tabiki Hogwarts'a dayanıyor. Kendisi filmde öğrenildiği üzere Hogwarts'tan insan hayatını canavarlarla (büyülü hayvanlar) tehlikeye atıp atılmıştır. 
Film Newt'ın Amerika'ya vardığının ilk dakikalarından başlayarak valizinden kaçması sonucu kaybettiği bir hayvanını ararken başına gelen hikayeler zincirinden oluşuyor. Filmi izleyenler zaten olayları biliyor. Burada benim üzerinde durduğum, ortaya atılan teoriler çerçevesinde yazıya devam edeceğim.


Filmde en sağlam karakter doğal olarak başrol oyuncusu Eddie Reymayne. Bana göre çok yetenekli ve rolünün hakkını veren bir oyuncu. İzlemeyenler için bkz: The Theory Of Everything. Bana göre bu filmde Newt dışındaki diğer karakterler çok yüzeysel geçilmiş gibi geldi. En hayal kırıklığım ise Katherine Waterston'un canlandırdığı Porpentina Goldstein yani kısaca Tina karakteri. Çok üzüldüm öyle önemli bir konumda oynayıp bu kadar silik olmasına. Kardeşi de aynı derecede müthiş bir karakter olabilecekken hatta Tina'dan bile etkili o da çok sıkıcı kalmış. (Queenie - Allison Sudol)



Biraz da filmde gizemini koruyan Leta Lestrange karakterinden bahsedelim. Bilindiği üzere Lestrange Harry Potter hayranları için çok yabancı olmayan bir soyad. Ünlü Bellatrix , Letrange ailesinden. Tabi tam aileden sayılmaz ama evlilikle o soya mensup olmuştur. 
Leta, Newt'ın Hogwarts'tan çok yakın bir arkadaşıdır. Ama bavulundaki gizli dünyasındaki bir fotoğraftan başka bir görünen izi yoktur etrafta. Queenie izleyenler biliyor ki akıl okuma yeteneğine sahip. Bu sayede Newt'ın aklına girdiğinde onun Leta konusunda üzgün ve acı çektiğini söylüyor. Newt ise buna karşılık konuyu geçiştiriyor. Ama Queenie bize Leta hakkında çok güzel bir ip ucunu; O daha büyük hırslara sahip talepkar biri seninse daha narin birine ihtiyacın var, diyerek Leta'nın genlerinin kötü bir yere dayandığını Harry Potter'ı takip eden herkes anlıyor. 
Leta için başka bir teori daha var. Bu teori Leta'nın kendisinden çok Newt'ın okuldan atılmasıyla ilgili. Filmde daha öncede söylediğim gibi Newt insan hayatını tehlikeye sokmaktan Hogwart'tan atılıyor. Bu atılmaya sadece Dumbledore karşı çıkıyor. Bazılarına göre ise bu atılma işi Leta'nın yüzünden. Teoriye göre aslında insan hayatını tehlikeye atan Leta ama Newt arkadaşlıkları ve aralarındaki bağdan dolayı suçu üstleniyor. Sonuç okuldan suçsuz olan atılıyor. Mantıksız değil. Hele ki Lestrange soyadını düşününce. Ayrıca Newt ve Leta halla iyi olsalardı Newt o konuda yaralı olmazdı. 


Filmde görmeye değer bir yer var ki beni müthiş etkiledi, zaman zaman gözlerim doldu, zaman zaman büyülendim. Kısacası filmde çok beğendiğim yer olarak Newt'ın bavulunu söyleyebilirim. İlk başta içinden sığmak bilmeyen hayvanların çıkışı insanı büyücü ya tabi ki normal dedirtse de. Büyücülük ötesi bir dünya saklıyormuş çantasında o apayrı bir şaşkınlık ve güzellik. Burayı izlemeyip yazıyı okuyanlar için pek ayrıntılandırmayacağım. Ama çok güzel izleyin. 
Film genel olarak Amerika'daki büyücülerle muggle'lar Amerikalıların deyişiyle büyüdışıların arasındaki gizlilik üzerinde geçiyor. Burada da en güzel detay Newt'ın filmin başında karşılaşıp güzel bir arkadaşlık kuduğu Jacob karakteri. Aralara minik gülümsemeler, komikllikler katıp filmi eğlenceli hale getirmiş. Ben sevdim karakteri.



Filmin sonlarına doğru geldiğimizde ise herkesi heyecanlandıran bir karakterle karşılaşıyoruz. Johnny Depp'in canlandırdığı Grindelwald karakteri. Bu konuda daha fazla bilgi vermeyeceğim. Zaten filmde de çok ayrıntıya girilmemiş ama şunu söyleyebilirim ki mecara yeni başlıyor.



Son olarak filmin geleceğinden bahsedeceğim. Bilindiği gibi Rowling seriyi beş film olarak duyurdu. Serinin ikinci filmi Dumbledore ve Grindelwald düellosu olarak karşımıza çıkacak. Dumbledore'un gençliğini görecek olmak, hayatını, yaşayışını, gençken (gençken derken orta hallerdeyken) nasılmış, düşünceleri, tavrı beni çok heyecanlandırıyor. Açıkcası ben yaşlanana kadar bu seriyi izleyerek çocukluğumdan orta yaşlarıma kadar Harry Potter bağlantısıyla bir yaşam süreceğim için çok mutluyum. Ölene kadar yapsalar bastonla gider gençlerin arasına oturur, filmimi izler, yaşasın Hogwarts ve büyülü dünyası diye bağırıp çıkarım.

İkinci filmde olası Dumbledore için söylentiler çıkmış bile. İzleyicilerin istedikleri, film ekibinim kafasındakiler derken beş aday göze çarpıyor:

James McAvoy : Önerilenlerden en genci. Dumbledore 45-65 yaşları arasında olacağı için pek uygun görünmüyor gibi. Dış görünüş olarak uygun ama.


Jared Harris : İlk iki filmde kendisi Dumbledore'u canlandırdığı için avantajlı. Hem dış görünüş konusunda da tam uyumlu. Yaş zaten tutuyor benim favorilerimden. 


Paul Bettany : Benzerlikleri var, dış görünüş uyumlu ama az biraz Voldemort sinsiliği var bu adamın suratında. Dumbledore yaşlıyken süper bir adam ama o da gençken biraz fenaymış izlenimine kapıldım ben. Eğer öyleyse uygun ama yine de ben beğenmedim. Benim fikrim de ne önemliydi onlar için. 


Luke Evans : Bunun ne alaka olduğunu bir türlü anlayamadım. Tamam fantastik film geçmişi var oyunculuğu iyi ama kel alaka yani Dumbledore'la. Ayrıca zaten genç.


Ewan Mcgregor : Dış görünüş olarak baya uygun bulduğum bir adam hatta Dumbledore'un o güçlü silüetine çok yakışacak bir oyuncu. Ama tabi bilemiyoruz. Güzel ama ingiliççe. 

Yazımı bir ordan bir burdan yazdım ama içimdeki dizginlenemeyen, arka arkaya koşup aklımda tutamadığım, bunu da söyle, onu da ekle derken unuttuğum, önemli, güzel yerler varsa artık o boşlukları siz doldurusunuz. Hepinizi öptüm yavrular. 


You Might Also Like

0 yorum

Yorum yaparken herhangi bir hesaba sahip değilseniz; Anonim'i seçin. Yorumlarınız denetlendikten sonra yayınlanacaktır.